23/5/2009 - Adalet Anne...
 Duygusal bir hikaye... Yaşlı kadın yatağından kalktı. Sabah ezanının insan ruhuna huzur veren sesi oda içinde yankılanıyordu. 88 yaşından beklenmeyecek bir çeviklikle pencereye doğru yöneldi. Pencereyi açması ile birlikte odaya ezan sesi ile birlikte baharın güzel kokusu ve kuş cıvıltıları doluştu. Penceresinden gözüken Kurtuluş Parkına bakarak yaşlı ciğerlerine sabahın ılık esintisi ile doldurdu. Abdestini aldı, sabah namazını kıldı. Mutfağa yöneldi. Çayla birlikte bir iki lokma bir şeyler atıştırdı. Oturma odasına yöneldi. Eski bir fiskos masasının yanındaki koltuğuna ilişti. Masanın üstü çerçeveler ile doluydu. Bir tanesine uzandı, camının üzerinde titreyen parmaklarını dolaştırdı. Çerçevenin içindeki fotoğrafta İstiklal madalyalı kara yağız bir adamla, makyajsız olmasına rağmen güzelliği göz alan bir kadın birbirlerine bakarak gülümsüyorlardı. Yaşlı kadın 'Günaydın Anne, Günaydın Baba' dedi. Usulca yerine koyduğu çerçeveye bir bakış daha attıktan sonra başka bir çerçeveyi eline aldı. Bu siyah beyaz fotoğrafta da subay üniformalı bir adamla bir gelin yan yana duruyorlardı. Yaşlı kadın çerçeveyi titreyen dudaklarla öptü. 'Günaydın Kocacığım' dedi. Kadın bu çerçeveyi de bıraktıktan sonra üçüncü ve son çerçeveye uzandı. Artık gözlerinden yaş damlıyordu. Fotoğraftaki biri erkek diğeri kız çocuklara bakıp 'Günaydın Evlatlarım' dedi. Tüm çerçevelere kısaca göz atıp 'Sizleri, hepinizi çok özledim' dedi. Gözlerinde biriken yaşları sildi. Artık ağlamak için bile yaşlı hissediyordu kendini. Ağır ağır doğrulduğu koltuğundan eski telefonuna doğru yöneldi. Ağır ağır numaraları çevirdi. Karşısına çıkan adama 'Bir taksi istiyorum' dedi ve adresi verdi. Kapısını kilitleyip, apartman merdivenlerine yöneldi. Yıllarca çekmediği zorluk kalmamıştı ama şimdi bu merdivenler hayatının en büyük engeli olmuştu. Ağır ve dikkatli bir biçimde iniyordu. Sabırsızlanan taksi şoförünün çaldığı korna sokağı inletiyordu. 'Patlama be adam' dedi. Nihayet taksiye binebildi. 'Teyze hoş geldin' dedi 25-30 yaşlarındaki şoför. 'Nereye gidiyoruz?' Kadın kısa bir sessizliğin sonunda 'Tüm bir gün beni taşırmısın?' diye sordu. 'Sana 500 lira veririm.' Adam küçümser bir gülümseme ile, 'Mal sahibi benden her gün 500 lira istiyor teyze' dedi. Kadın gülümsedi 'O zaman sana 650 lira vereceğim ne dersin?' 'Kurtarmaz ama senin güzel hatırını kırmayayım. İlk önce nereye gideceğiz?' 'Anıtkabir'e' 'Anıtkabir'e mi? 'Evet' 'Tamam teyzeciğim' 'Yaş kaç teyzeciğim?' 'Seksen sekiz' 'Maşallah Allah uzun ömür versin teyzeciğim' 'Allah sağlıklı mutlu ömür versin oğlum' 'Haklısın teyzecim' Taksi Anıtkabir'in kapısına gelmişti. Şoför 'Teyzeciğim geldik' dedi. Dalgın görünen kadın 'Evladım burada yardımına ihtiyacım var' dedi. 'Benimle gel' Adam şaşırmıştı. 'Tabii teyze' dedi. Kuşkulu gözlerle 'Bizi buraya alırlar mı?' diye sordu. O ana kadar dalgın ve yorgun görünen kadın, bir anda irkildi. Gözlerinden ateş fışkırarak 'Ne demek almamak? Sen daha önce hiç gelmedin mi buraya?' dedi 'Hayır' 'Kaç yıldır Ankara'da yaşıyorsun?' 'Ben Ankaralıyım teyze. Doğma büyüme' 'Ee o zaman' 'Ne bileyim bir kez okulla gelmiştik bayramda. Bayram olmayınca burası kapalı sanıyordum ben' Kadın sinirli bir şekilde kafa salladı. Şoför utanmıştı. Mozoleye çıkan mermer merdivenlere kadar konuşmadılar. Merdivenlere geldiklerinde Şoför kuşkulu bir şekilde 'Nasıl çıkacaksın Teyze?' diye sordu. 'Her ay nasıl çıkıyorsam öyle' 'Her ay geliyormusun?' 'Evet' Uzun bir uğraşla merdivenleri çıktılar. Mozoleye doğru ağır ağır ilerlediler. İçerisi çok serindi. Şoför büyük bir azimle yürümeye çalışan kadının koluna girmişti. Kadının nefes alışları sıklaşmıştı. Nihayet mozolenin önüne geldiler. Kadın şoförün kolundan ani bir hareketle kurtuldu. Çantasını açtı. Tek bir karanfil çıkardı. Mozoleye doğru ilerledi. Çiçeği mozoleye koydu. Şoför şaşkınlıkla olayı seyrederken kadının ağzından şu sözlerin döküldüğünü fark etti. 'Hayatım boyunca sana verdiğim sözü tutmak için çalıştım' Ağır ağır geriye çekilen kadın ellerini açıp Fatiha okumaya başladı. Şoför kısa bir şaşkınlığın ardından ona katıldı. Kadın bir anlık suskunluktan sonra 'Hadi gidelim' dedi. Geldiklerinden çok daha ağır bir şekilde arabaya döndüler. Şoför kadının durumundan endişelenmeye başlamıştı. 'Yoruldun mu Teyze' dedi. Kadın sustu. Bir süre suskunluktan sonra 'Evet hem de çok yoruldum' diye cevapladı. 'Nereye gidiyoruz?' 'Bankaya' Şoför arabasındaki kadının herhangi biri olmadığını anlamıştı. Bu yaşlı kadının Atatürk'e verdiği söz ne olabilirdi? En sonunda dayanamadı. 'Teyzeciğim bir şey sorabilirmiyim?' 'Sor bakalım evladım' 'Anıtkabir'de Atatürk'e bir söz verdiğinizi söylemiştiniz. O söz nedir?' 'Uzun hikaye evladım' 'Olsun be teyze anlat ne olur' 'Ben lisedeyken bizim okulumuza gelmişti Atatürk. Beni de ona çiçek vermek için seçmişlerdi. Çiçeği verdiğimde bana ismimi sordu. Bende 'Adalet' dedim. Bunun üzerine 'Ne güzel ismin varmış' dedi. 'Okulu bitirince ne olacaksın' dedi bana. Hemşire dedim. Oda 'Güzel meslek ama bence sen Hakim ol ismine çok yakışır' dedi. Ben kadından hakim olmaz ki dedim. Kaşlarını çattı, 'Sen istedikten sonra olur. Senden söz istiyorum hakim olacaksın' dedi .' 'Sen ne dedin peki?' 'Mustafa Kemal emretmiş ne denir? Söz verdim.' 'Peki olabildin mi Adalet Teyze?' 'Evet ben Cumhuriyetin ilk kadın hakimlerindenim.' 'Vay be. Sende ne hikaye varmış Adalet Teyze' 'Herkesin bir hikayesi vardır evladım. Herkesin hikayesi de kendine göre değerlidir. Eğer insanların hikayelerini bilip anlayabilirsen insanlara daha anlayışlı davranabilirsin' 'Haklısın Adalet Teyze. Bu bankamı gelmek istediğin' 'Evet' 'Yardım edeyim mi? Bende geleyim mi?' 'Hayır. Sen burada bekle lütfen.Bu arada adın neydi evladım' 'Osman teyzeciğim' 'Tamam Osman. Beni 45 dakika kadar sonra buradan al olur mu?' 'Tamam teyzeciğim' Adalet hanım bankadan içeri girdi. Osman öğlen saatinin geldiğini fark edip yemeğe gitti. Yemek boyunca Adalet hanımı düşündü. 'Kim bilir neler yaşamış, neler görmüştür' diye düşündü. Tam vaktinde bankanın önündeydi. Adalet hanım 15 dakikalık gecikme ile geldi. 'Hoş geldin Hakim Teyze' 'Çok uzun zamandır bana Hakim denmemişti.' 'Hoşuna gitmediyse söylemeyeyim?' 'Yok aksine hoşuma gitti. Sağol' 'Nereye gidiyoruz?' 'Seyranbağlarına' 'Tabii' 'Hakim Teyze çok yer gezmişsindir sen' 'Tüm Anadolu'yu karış karış gezdik rahmetli kocamla' 'Ne iş yapardı amca?' 'Subaydı.' 'Ne zaman vefat etti?' '1952′de' 'Çok olmuş.Gençmiş' 'Kore savaşında şehit oldu.' 'Allah rahmet eylesin Hakim teyze' 'Sağol' 'Seyranbağları'na geldik nereye gideceğiz?' 'Sağa sap. İkinci binanın önünde dur.' 'Tamam.Buyur Hakim Teyze.Geleyim mi ben' 'Yok bekle burada' Osman beklemeye başladı. Bir ara merak etti. Binanın uzaktan görünen levhasına baktı. 'Seyranbağları Kız Yetiştirme Yurdu' yazısını okudu. Anlam veremedi. 'Bu kadın burada ne yapar ki?' diye düşündü. Yarım saat sonra Adalet hanım göründü. Yanında orta yaşlı kibar bir hanım vardı. Adalet hanımı arabaya ağır ağır bindirdi. Kadın 'Adalet Hanım size ne kadar teşekkür etsek azdır. Her zaman yanımızdasınız. Kızlarda sizi çok seviyor. Ne olur arayı çok uzatmayın. Yine gelin' dedi. Adalet hanım, buğulu gözlerle 'İnşallah. Kızlara selamımı söyleyin. Bende onları çok seviyorum. Onlara iyi bakın' dedi. Araba hareket etti. 'Nereye Hakim Teyze?' 'Hemen iki sokak öteye' Osman iki sokak ötede bu sefer başka bir binanın önüne park etti. Bu binada da 'Ankara Seyranbağları Huzurevi' yazıyordu. 'Bekle beni' 'Tabii Hakim Teyze' Yine 1 saate yakın bir bekleyişin sonunda bu sefer etrafında bir çok yaşlı kadın ve adamla çıkageldi Adalet Hanım. Sarılıp öpüştükten sonra oradan ayrıldılar. Osman dikiz aynasından Adalet Hanım'ın gözlerinden akan yaşları fark etti. 'İyi misin Hakim Teyze' 'İyiyim Osman. Eski dostları görünce insan bir hoş oluyor' 'Nereye gidiyoruz?' 'Cebeci Asri Mezarlığına' 'Tamam' 'Teyze nerelisin sen?' 'Aydın Sökeliyim. Babam orada pamuk ekerdi. Annem ev hanımıydı. Sonra Kurtuluş Savaşı oldu. Babam savaşa gitti. Söke işgal oldu. Biz dağlara kaçtık annemle. Saklandık dağ köylerinde. Savaş bitince Söke'ye döndük. Allah'a Şükür Babam'da sağ salim döndü savaştan.' 'Sonra ne oldu?' 'Liseye Aydın'a gönderdi babam. Orada Atatürk'le karşılaştım. Sözümü tutmak için İstanbul'a gittim. Hukuk fakültesine girdim. Orada rahmetli eşimle karşılaştım. O Harbiye'de okuyordu o zaman. Mezun olunca evlendik..' 'Çocuğunuz var mı?' 'Bir kızım bir oğlum vardı.' 'Neredeler şimdi?' 'Oğlum dışişlerinde çalışıyordu.' 'Ne güzel' '1978′de Fransa'da Ermeniler öldürdüler.' 'Üzüldüm Hakim Teyze. Başın sağ olsun. O da babası gibi şehit oldu yani' 'Evet. Şehit babanın şehit oğlu. Allah kimseye evlat acısı vermesin.' 'Amin. Ya kızın?' 'O eşi ve çocukları ile İzmit'te yaşıyordu. Öğretmendi. 1999′da depremde hepsi vefat ettiler.' 'Allah rahmet eylesin.Boş boğazlığımla üzdüm seni Hakim Teyze kusura bakma' 'Sanki sormasan aklımdan çıkıyorlar mı evladım.Sen üzülme sağol' 'Geldik Teyze' 'Tamam evladım. Al işte paran artık gidebilirsin.' 'Hakim teyze buradan nasıl döneceksin? Ben seni bekleyeyim eve bırakayım.' 'Yok beni alacaklar buradan' 'Hakim Teyze bu para fazla. Kusura bakma ben sana yalan söyledim. Taksinin sahibi benden 350 lira bekliyor. Affet beni. 350 'yi ona veririm. Gerisi kalsın. Bende para istemem. Bugün senden aldığım hayat dersinin parasal karşılığı yok zaten.' 'Çocukların var mı?' 'İki tane ellerinden öperler.' Taksinin güneşliğinden çocuklarının resimlerini çıkarıp gösterdi. 'Adları nedir?' 'Kemal ve Ayşe' 'Oğlumun adı da Kemaldi.' Sessizliğin ardından Osman'ın elindeki parayı ittirdi Adalet Hanım.. 'Onlara bir şeyler al benim için. Onları okut. Ama yalansız, dolansız, çok çalışarak helal lokma ile büyüt ve okut. Atatürk'ün bana yaptığı gibi içlerindeki gücü fark etmelerini sağla. Bir de vatanını, milletini sevmelerini öğütle onlara.' Osman Adalet Hanımın ellerine sarılıp öptü. Ona iyi evlatlar yetiştireceğine söz verdi. Adalet hanım mezarlığın kapısından ağır ağır içeri girerken; Osman yaşlı gözlerle onu izliyordu. Hayatının en büyük dersini kendisi küçücük, yüreği yaşadığı acılara rağmen kocaman ve güçlü bu yaşlı kadından almıştı. Osman arabasını mal sahibine götürmeye karar verdi. Bu gün daha fazla çalışamazdı. Ertesi gün Ankara'da garip bir yağmur yağıyordu. Sanki gök delinmişti. Osman taksiyi mal sahibinden almış, durağa gelmişti. Çay ocağının yanında duran gazeteyi aldı. İlk sayfadaki haberlere göz gezdirdi. Siyaset doluydu gazete. Hiç anlamazdı. Sıkılıp adli olayların yer aldığı üçüncü sayfayı açtı. Taksiciler arkadaşları ile ilgili kötü haberleri genellikle oradan alırlardı. Göz gezdirirken bir haber dikkatini çekti. 'Dün gece geç saatlerde Cebeci Asri mezarlığında bulunan cesedin Cumhuriyet tarihinin ilk Kadın Hakimlerinden Adalet YILMAZ'a ait olduğu belirlendi. Adalet YILMAZ'ın bulunduğu yerdeki mezarların eşine ve oğluna ait olduğu belirlendi. YILMAZ vefat ettiği gün bankadaki tüm parasını çektiği, bu parayı ikiye bölerek Seyranbağları'ndaki bir kız yetiştirme yurdu ile bir huzurevine bağışladığı belirlendi. Polis, Adalet YILMAZ'ın mezarlığa ölmek için gittiğini düşünüyor.' Osman bir anda sarsıldı. Gözyaşlarına engel olamıyordu. Taksici arkadaşları hiçbir şey anlamadılar. Bir daha da hiç anlatmadı Osman bu yaşadıklarını. Herkesin tek bildiği Osman'ın bardaktan boşanırcasına yağan yağmur altında 'Gökler bile sana ağlıyor' diyerek ağladığı…
NOT: Bu Öyküyü gönderen değerli dostumuz Sayın Nuriye ÖZDİNÇER hanımefendiye teşekkürler ederiz...
|
|
Yorum yaz!
|
27/5/2009 - SÖZ |
| Yazan: lalebade2 |
BİZE ADALET HANIM GİBİ SÖZÜNDE DURAN TÜRK KADINLARI GEREK.
VARDIR BİLİYORUM,ONLARIN GEÇ KALINMADAN ORTAYA ÇIKMASI LAZIM.
KADINLARIN BU ÜLKE İÇİN ÇOK ŞEY YAPTIKLARINI VE YAPACAKLARINI BİLİYORUM.
BU ÜLKEDE BİRŞEYLERİ DEĞİŞTİRMEK İSTİYORSAK ÖNCE KADINLARIMIZI EĞİTMEMİZ LAZIM,ÇÜNKÜ ONLAR SAYESİNDE BU ÜLKENİN GELECEKLERİNE ULAŞABİLİRİZ.
SEVGİYLE KAL ABİ |
| Bağlantı |
26/5/2009 - ... |
| Yazan: mavikoridor |
Daha önce bir blogcu arkadaşımda okumuştum bu hikayeyi.
Çok etkilenmiştim...
Ve tekrar okudum.
Zaten tekrar tekrar okunacak bir hikaye.
Paylaşım için sağolun..
Hediyeniz için de teşekkürler severek kabul ettim bloğuma koydum bile:)
Sevgiler
|
| Bağlantı |
26/5/2009 - Merhaba... |
| Yazan: newbahar |
Önce Nuriye Hanımefendiye ve size çok teşekkürler Tufan Bey.
Saat gece 1.30
Sizin bloğu açtım ki uzunca bir yazı var. Dedim ki kendi kendime çok uykum geldi, yazıda çok uzunmuş. En iyisi yarın yine gelirim...
Baştan konuyu anlamak için bir kaç satır okumaya başladım ve derken bir yandan ağlıyorum bir yandan da yazı bitmiş.
Nice Osmanlar var ki acaba onların karşılarına da Adalet Hanım çıkar mı acep?
Yada nice kızlar var ki onlarda cesurca Adalet Hanım gibi bir söz verebilirler mi Atamıza!
Saygı ve selamlar
*************************************
Gecenin bu vaktinde sizi ağlatmak istemezdim ama gerçekten bu yazıyı okuyunca farkında bile olamıyorsunuz göz yaşlarının.
Sevgili bahar,o kadar çok gizli cevher varki bu ülkede,tek sıkıntımız sessizlikleri
ama oda aşılacak inşallah,en azından ben öyle umuyorum...
Sevgiler sisli dağlara.
Düzenleyen gaziler54 gün: 26/5/2009 saat: 02:30 |
| Bağlantı |
26/5/2009 - selamlar.. |
| Yazan: benimlesincan |
gözyaşları içinde okudum bu anlamlı bir o kadarda duygusal hikayeyi...paylaşımlarınız o kadar güzelki ne kadar teşekkür etsek azdır size.. sonsuz teşekkürler efendim saygılar...
********************************
Asıl ben teşekkür ederim deyer verip katkıda bulunduğunuz için,ben ülkemdeki kadınlarımızın gücüne yürekten inanan bir kişiyim,umarım karanlığa itilenlerde bunun farkına varırlar..
Sevgiler.
Düzenleyen gaziler54 gün: 26/5/2009 saat: 02:21 |
| Bağlantı |
25/5/2009 - mrb |
| Yazan: http://derindalgalar.blogcu.com |
slm yureğı güzel abım çok güzel duygusal bır hıkaye yureğıne emeğıne sağlık paylaşımın ıçın a.r.o bloglarımda bıraktığın yorumlar ıçınde tşk yenı blog açtım yabancı deıl demışsın dızayndan evt senden oğrendığım bılgılerle rıze memleketımı tanıtma amaçlı açtım tşk uğradığın ıçın a.eol abım kolay gelsın sana ..bahar
********************************
Merhaba sevgili bahar,teşekkür ederim ziyaretin için,evet tahmin etmiştim sen olduğunu,çok güzel olmuş karadenizi daha yakından tanıyacağız sayende.
Bu gerçek hikaye gerçekten yürekler acısı bir durum,onun içindir'ki sevdiklerimize yaşarken kıymet vermemiz gerektiğini bir kez daha anlamış oluyoruz...
Sevgilerimle güzel kardeşim.
Düzenleyen gaziler54 gün: 25/5/2009 saat: 13:33 |
| Bağlantı |
24/5/2009 - teşekkürler yazıyı göndrene ve yayınlıyana |
| Yazan: 06gonlumuzdekiler74 |
(Bilmiyorum kaç sefer okudum,her okuyuşumda göz yaşlarına engel olamadım,insan olmanın sızısı acıttı içimi,bu Cumhuriyet kadınları,elleri öpülesi bu insanlık abideleri nedense hep ölümleriyle yücelirler ülkemizde.
Neden yaşarken deyerini bilmeyiz bu güzel insanların,her birinde ne sırlar saklı halbuki,ne acılar sığdırılmış o pamuk yüreklerine,sessizce bir köşede anılarıyla birlikte yaşar ve göçer giderler,giderken bile faydalıdırlar ülkesine,kimseye külfet olmadan, sessizce...)
BU YORUM ÜZERİNE BİR YORUM YAPAMIYORUM VE ÇOK ETKİLENDİĞİMİ BELİRTİRİM OKURKEN GÖZYAŞLARININ DÖKÜLMEMESİ ELDEN DEĞİL VE ÖYLEDE OLDU:(
*************************************
Teşekkürler ediyorum sevgili arkadaşım, benimle aynı duyguları paylaşmanızdan çok mutlu oldum inanın...
Sevgilerimle.
Düzenleyen gaziler54 gün: 24/5/2009 saat: 19:22 |
| Bağlantı |
24/5/2009 - GİDENLERE DEĞİL KALANLARA AĞLAMAK ! |
| Yazan: orhankaradogan |
Ne mutlu insanlığı ile onuru ile dik durup, ardından minnet, sevgi ve gözyaşı bırakıp gidenlere.
Çok etkilendim, gururlandım bir kez daha Adalet Teyze adına.
Mumla arar kaldık ne yazık ki böyle insanlarımızı.
Umarım ve korkarım geleceğimizde içine düştüğümüz bugünkü durumun döktürdüğü gözyaşları sel olmaz tıpkı " Akıl kârı değil ecdadınla öğünmek, onlara layık değilsen bize düşer döğünmek" mısralarındaki gibi.
Çok teşekkürler yürek dostum bu anlamlı paylaşımına.
Selam sevgi ve saygılar sunuyorum.
Not : Hemen hergün uğruyorum ama sayfa açılmasında sorun oluşuyor,çok dolu biri ve sitesi olduğundan herhalde, yorum gecikmesi de bu yüzden bilgilerinize.
*******************************************************************
Çok teşekkürler sevgili Orhan kardeşim,yorumun çok anlamlıydı,bu gün bir tv programında Amerikalı bir profösörün konuşmasın dinledim,Atatürkü anlatıyordu
Dua edin diyordu önderinize,yoksa kastamonu ile karadeniz arasında küçücük bir toprak parçasında sıkışıp kalacaktınız,anlamayanlara duyurulur diyesim geldi ama neyse..
Blog açılmaması zaman zaman oluyor ama ben sizin her ziyaretinizi görüyorum sevgili kardeşim merak etmeyin,yinede teşekkür ederim...
Sevgiler.
Düzenleyen gaziler54 gün: 24/5/2009 saat: 17:39 |
| Bağlantı |
24/5/2009 - Çok etkilendim. |
| Yazan: sessiz geceler |
Deyerini bilemediğimiz daha ne cevherler var bu ülkede sevgili tufan,kadın olmanın özü bambaşka,o acıları ve hüzünleri hep içinde yaşar,ulaşamadığı sevdalarınıda yüreğinde.
Anadolunun kıyı köşelerinde daha ne adalet anneler var,tıpkı bu geçek hikayenin kahramanı gibi,hala kadınımızı karanlığa itmeye kalkanlar var bu ülkede,çünki korkuyorlar kadının gücünden.
Sizi bir kez daha kutluyorum,böylesi gerçek ve duygusal bir öyküyü bizlerle paylaştığınız için,gerçekten çok etkilendim.
Sevgiler kocaman yüreğinize.
Tülay
********************************
Teşekkürler Tülay hanım,evet bu ülkede kadınımızı hor görenler malesef üç cins
cahiller,korkaklar ve yobazlar,bunların üçüde bir işe yaramaz zaten,siz sıkmayın canınızı...
Sevgiler.
Düzenleyen gaziler54 gün: 24/5/2009 saat: 02:04 |
| Bağlantı |
23/5/2009 - merhaba arkadaşım |
| Yazan: gordion960 |
Bu vatanın sinesinde nice isimsiz kahramanlar var, ah birde görmeyi takdir etmeyi bilebilsek.Ne iyi ettmiş gönderen. Bu yazıyı okurken asalet insanın gerçekten kanında olmalı diye düşünmeden edemedim ne asil bir insanmış Adalet teyze, bir kez daha öğreniyorumki ekmeyle bitmiyormuş özde olması lazım gelişmek için...arkadaşım bende ağlamaktan bir hal oldum ve malesef değer bilmemek gibi büyük bir kusurumuz var...Buradan payımıza düşeni almak lazım...İyiki yayınladın bu yazıyı çok teşekkür ederim sevgiler.
**************************
Sevgili arkadaşım her kelimesine katılıyorum yorumunuzun,teşekkürler ediyorum
biz millet olarak çok çabuk unutuyoruz,bu hastalıktan kurtulmamız lazım.
Sevgiler.
Düzenleyen gaziler54 gün: 24/5/2009 saat: 01:58 |
| Bağlantı |
23/5/2009 - İnsan olmak ... |
| Yazan: gaziler54 |
Bilmiyorum kaç sefer okudum,her okuyuşumda göz yaşlarına engel olamadım,insan olmanın sızısı acıttı içimi,bu Cumhuriyet kadınları,elleri öpülesi bu insanlık abideleri nedense hep ölümleriyle yücelirler ülkemizde.
Neden yaşarken deyerini bilmeyiz bu güzel insanların,her birinde ne sırlar saklı halbuki,ne acılar sığdırılmış o pamuk yüreklerine,sessizce bir köşede anılarıyla birlikte yaşar ve göçer giderler,giderken bile faydalıdırlar ülkesine,kimseye külfet olmadan, sessizce... |
| Bağlantı |
|

|
|
|